Hadi bakalım

Spread the love

Akşam 9.30 da yatırdığım küçük bey gece 3 e kadar saat başı kalktı, uyuyamadım. Sonrasında da beni uyku tutmadı. Sabaha kadar ha şimdi uyuyacağım ha birazdan diye döndüm durdum. Anlayacağınız kötü bir gece geçirdim.

Gece kötü geçti ama günün kötü geçmesine izin vermeyeceğim. Hemen kalktım, büyük oğlumun odasına gittim. Öpe koklaya uyandırdım kuzumu, bugün doğum günü, “doğum günün kutlu olsun annecim, nice güzel yaşların olsun” dedim. ”Teşekkür ederim annecim” diye gözlerini ovuşturarak cevap verdi.  Günüm güzel başladı bile…

Dedim ya bugün oğlumun doğum günü, evde biz bize kutlayacağız. Ama yine de işim çok. Oğlumun sevdiği şeyleri yapacağım. Bugün onun için ve bizim için çok özel bir gün çünkü.

Ben böyle iyi niyetlerle başladım güne ama ufaklık bu konuda bana hiç yardımcı olmadı. Yarım saat uğraşıp uyuttum. Hadi dedim iş başına. Elimi kurabiye hamuruna bulaştırdım. Hoopp yarım saat sonra uyandı. Oynadık, zaman geçirdik. Baktım yine uykusu geldi. Uğraştım yine uyuttum. Bu sefer ellerim poğaça hamurunda. Bir baktım yine uyandı. Ama uykusu var. Bu sefer emerek uyudu kaldı. Yatağına yatırdım, bakalım bu sefer kaç dakika uyuyacak? İstikrarlı bir şekilde o uyanmaya ben uyutmaya devam ediyorum. Bu satırları işte o arada yazıyorum. Daha yemek yiyeceğim, poğaça yapacağım.

Nil Karaibrahimgil ‘Kelebeğin Hayat Sırları’ kitabında günlük hayatta karşılaştığımız sorunları birer dalga olarak ifade etmiş. Kimi dalga büyük, kimisi ise küçük. Geçen bir dalga bir daha gelmeyecek.

Ben de bu gece ve gün yaşadığım uyku sorunlarını bir dalga olarak kabul ediyorum ve bir daha bu dalganın gelmeyeceğini düşünmek istiyorum. Yine bir uyku sorunu yaşarsam başka bir dalga olduğunu da tabi ki. Böyle diye diye bir bakmışım büyümüş ve kendi kendine uzun uzun uyumaya başlamış.İnşallah…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir